13 Ocak 2010 Çarşamba
Bu saatten sonra imkansız
Neler için geç kalındı kim bilir, neleri pas geçtik fark etmeden. Nelerin üstünden atlandı telaşla...Kimlerin kalbi kırıldı, kimlere sırtımızı döndük. Kaç keşkeler yaşandı kimbilir? Bu günden geriye doğru baktığımda çok da uzun bir süreç göremiyorum, sanki bir dönem çifter çifter yaşanmış yıllar. Lakin bissürü isim bissürü suret var aklımda. Herkesle bir daha tek tek birer cümle de olsa konuşasım var. Sanki son cümleler söylenmemiş, son noktalar konmamış gibi. Ayrılalım dediysek de devamı gelememiş gibi, bitti dediysek aslında bitmemiş gibi işte. Her bir tabancanın son kurşunu içinde tıkalı kalmış adeta. Bu kurşunları bir bir boşaltmak lazım. Her biri üstüme yük kaldı. Ağırlık yaptı. Bir kenara itsen yine de biliyorsun ki bir kenarda. Yani aslında bir kenarda olduğunu da unutmak lazım. En azındna lazım gelenleri. Hatırladıkça acı vermekten başka işe yaramayanları . Yani seni olgunlaştırma misyonunu çoktan tamamlamış olup da artık gerçekten hiç bir işe yaramayacak olanları silip süpürmek lazım. Nasıl oluyorsa bunlar daha bir ağırlık yapıyor omuz üstünde. Yaşandığı an kadar ağır, hatırlandığı an da. Bazen kapanmıyor cıvık yara. Yeri yurdu belli kalıyor üstünde sadece usulen bir kabuk. Biraz oyna biraz eşele altında hep aynı acı hep aynı tasa. Herkesin kalbinde viran bir hikaye , kimi silkelesen eli bir yarasının üstüne gidiyor. Görüyorsun anlıyorsun merak ediyorsun soruyorsun, önce direniyor anlatmıyor sonra dökülüveriyor. Dinliyorsun, her ayrıntıyı, her rengi görüyorsun hikayede, her kokuyu duyuyorsun her ismi aklına kazıyorsun ve asla unutmuyorsun. Biliyorsun ve kabul ediyorsun eskide değerli bir şey kalmış, yani en azından bir zaman çok değerliymiş, kıymetliymiş ,eşsizmiş, belki de vazgeçilmezmiş. Geçmiş ama öyleymiş işte. Anlatıyor, dinlemeye devam ediyorsun, biliyorsun o an sadece sen varsın ama ne fayda, aslında duymak istemiyorsun. Keşke olmasaydı diyorsun. Keşke ilk olsaydın. O da yetse ya .... Sonra da son olmak istiyorsun arsızca. Sanki sen bomboş bir deftersin ya.... Dedim ya herkesin geçmişinde harabeye dönmüş hikayeler ,o hikayelerin insanı adeta çıldırtan gizemli isimleri ,cisimleri var. Belki daha güzel,belki daha hoş, belki daha sevgili belki daha karakterli. Bence hiç bilmeyelim, hiç bildirmeyelim. Çok acı ,pek de bir sinir! Acep geçmişin böylesi zihinlerden dahası kalplerden nasıl silinir???
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
