10 Şubat 2010 Çarşamba

insana benzer bi şey arıyorum....

Bu,bir nevi at yarışı doğar doğmaz başladı aslında. Benzetme çok fena ama tam isabet aynı zamanda. Bir hipodrom ve çatlarcasına koşan ayrı ayrı asil hikayelere sahip ve öyle ya da böyle her hangi bir anlamlı ya da anlamsız yarışta başarıyı kucaklamış atlar. Bir gün aferin alırlar bir gün adamın asabını bozarlar. Anlamını bir türlü çözemediğim bu kaotik hipodromun üzerimize yüklediği bitmez tükenmez hayat vazifesini anlayamaya çalışıp bilinçsizce koşarken değil de aynı anda başka şeyleri de iyi yapıyor olmaya çalışırken çatlamaktan endişeliyim. Ya da yemek yerken.... Her neyse!!! Bir saniye, sadece bir saniye bile durup dinlenmek belki de her şeyi kaybetmek demek. Bu düşünce de kendimi, içine yavaşça ve itina ile hırs sıkılan pancake gibi hissettiriyor. Ayarı kaçtığı an parça pinçik olursun, tüm emekler boşa gider,olman gereken şeyden uzaklaşır ve bildiğin bitersin işte. Zorla kolay ne kadar da yan yana, güzelle çirkin, iyilik ile kötülük, akşı selimlik ve delilik. Daireyi oluşturan ipin bir ucu ying bir ucu yang işte. Uçurumun kernarında yürümek gibi bir şey. Bir yanın güven bir yanın tehlike. Terazide dengede durabilmek hayat. Bir tarafın ayarı kaçtı mı artık o büyülü denge elden gider ve müsait taraf neresi ise o yöne doğru yıkılırsın. Bir nevi düştün say o an kendini ve etrafında manzaraya şuursuzca gülenlerin yüzlerini kazı hafızana. Çünkü hayat bir gün mutlaka hatırlatıyor sana, eğer kafaları çalışıyorsa elbetteki onlara da. Bazen sudan çıkmış balık gibi olmak var , bazen devekuşu gibi kafası kuma gömük olmak da. Hiç bir şeyden memnun olmadığın zamanı bile deli gibi özlemek var. Yolda yürürken habire geriye dönüp bakmak ...Ne yorucu ve bunu yaparken önündeki bir direğe toslamak ne acı, ne trajik ve ne komik. Aaa bir de o direğe daha önce de çarpmışsan ve bu durumda aslında hiç ama hiç akıllanmamışsan. Rezil bir kısırdöngü tepeden bakınca. Her sonbahar ağaçlar gibi yapraklarını dökmek, gökyüzü gibi ağlamak, her bahar çiçekler gibi kokmak güneş gibi ışıldamak . Çok geç oldu, alışmaya ve algılamaya başlıyorum zira hala hipodromdayım ama at gözlüklerini çıkardım,çok dönüp dolanmaktan olsa gerek midem bulanıyor. Daha önce geçtiğim bir yerdeyim. Hayretle izliyorum. Ben bir ara nadir şaşırırdım yine sıklaştırdım .Bir de merak ediyorum inatla ,at,pancake, terazi, balık, devekuşu,ağaç,gökyüzü, çiçek falan filan derken insana benzer bişey yok mu bu hayatta....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder